Allah’a iman etmenin manası ve hakikati 1

Allah’a iman etmenin manası ve hakikati 1

Allah’a iman etmenin manası ve hakikati

Doğru iman, Nefislerin canlılığı ve sevinçlerin alanıdır.

Nefsin huzuru ancak Allah’a iman etmekle gerçekleşir. İmansız bir nefis, korkak, zayıf, kayıp ve istikrarsız bir şekilde kalacak. Kurtuluşa yol açan iman ise ancak Allah’a imandır. Bunun anlamı da Allah’ın her şeyin Rabbi, yaratıcısı ve maliki olduğuna, namaz kılmak, oruç tutmak, dua etmek, rica etmek, korkmak, af istemek ve boyun eğmek gibi ibadetlerin yapılması yalnız O’na layık olduğuna, O’nun bütün mükemmel sıfatlarla sıfatlanmış olduğuna ve her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna kesin bir şekilde iman etmektir.

Allah’a iman, Meleklere, kitaplara, Nebi ve Resullere, Ahiret gününe, Kaderin hayrı da şerri de Allah’tan olduğuna imanı kapsar. Bu iman, insanın mutluluğunun temelidir. Hatta bu iman, müminin dünyasının cennetidir ve sonunda da Allah’ın izniyle ahiretin cenneti olacak.

Allah’a iman etmek; adalete, özgürlüğe, ilim ve bilime, hidayete, huzura ve nefsin huzuruna delalet eden bir ışıktır.

Şeran: kalbın bütünüyle inanmak, lisanla söylemek, cisim erkanlarıyla amel etmektır, itaatle artar ve günah işlemekle azalır.

Ve şayet bu husus bilindiğinde, bil ki; bir amelin Allah katında kabul edilmesinin temeli imandır. Nitekim Allah celle ve azze şöyle buyurdu: {şu halde mü’min olarak bir salih amel işlerse. } [Enbiya: 94]

 

İmanın önemi

Allah katında en değerli olan ve en nezih amel imandır. Ebu Zerr (ra) Resülullah’a şöyle bir soru sorduğunu rivayet etti: &" Hz. Peygamber (sav)’e: ‘’ Hangi amel daha faziletlidir?’’ diye sordum. Hz. Peygamber (sav): ‘’ Allah’a iman etmek ve Allah yolunda cihat etmektir &" buyurdu. &" (İmam Müslim)

Ve o (İslam); hidayet, dünyevi ve uhrevi mutluluğun sebebidir. Nitekim Allah şöyle buyurdu: {Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslam’a açar. } [Enam: 125]

Ve iman mümini günahtan korur. Nitekim Allah şöyle buyurdu: {Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. }[Araf: 201]

İman, amelin kabul edilmesinin bir şartıdır. Allah şöyle buyurdu: {Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: ‘’ eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun’’. } [Zümer: 65]

Halis imanla, Allah amele bereket verir ve sayesinde de duaları kabul eder. {Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: ‘’ eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun’’. } [Zümer: 65]

Halis imanla, Allah amele bereket verir ve sayesinde de duaları kabul eder.

 


İmanın faydaları

Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir 24. Bu ağaç Rabbin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.} [İbrahim: 24-25]

İmanın faydalarından:

1-Gerçek iman; insana huzur verir, psikolojik rahatlığı ve göğsü açıp genişletmeyi kazandırır. Allah şöyle buyurdu: {Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de} [Yunus: 62]

2-Allah’ın müminlere özel maiyetinin tahsil edilmesi. Yani; Allah onları dinsizlikten, karanlıktan çıkarıp imanın aydınlığına kavuşturur.

3-Allah’ın rızasını ve iman edenler için hazırladığı cennetini kazanmak. Allah şöyle buyurdu: {Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti, Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. } [Tövbe: 72]

4-Allah’ın; dostları, taraftarları ve sevgili müminleri savunması: { Şüphesiz, Allah iman edenleri savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez. } [hac: 38]

Allah’ın müminleri savunmalarından: Allah’ın Hz. Muhammed’i hicretinde ve Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim’i ateşe atıldığında savunması.

5-Dinde yücelik ve imamlık. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.} [Secde: 24]

Bu konuda, din imamlarının imamlığından ve Allah’a kesin olarak imanlarından daha güzel bir örnekten söz edilemez. İşte Allah onların isimlerini öyle ölümsüzleştirdi ki, onlar toprak altında yatarken bile geçmişteki şanlı ve parlak izlerini hala ortada kalır. Sahip oldukları şeyler kaybolup gidebilir ama bıraktıkları eserler ve onlar hakkında haberlerhala ayakta kalır.

Allah’a iman, güçlü kimsenin imanına dayandığı gibi, zayıf kimseile Rabbi arasındabir bağdır.

6-Allah’ın müminlere olan sevgisi. Allah şöyle buyurdu: {Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. } [Maide: 54] ,Ve yine şöyle buyurdu: {İnanıp salih işleyenler için Rahman, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. } [Meryem: 96]

7-Dünyadaki ve ahiretteki hoş hayat. Allah şöyle buyurdu: {Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzel ile vereceğiz. } [Nahl: 97] , Hani nerede şu güzel hayat ve mutluluğu arayanlar?

İmansız hayat kesin bir ölümdür…İmansız gözler kördür…İmansız dil dilsizdir…İmansız el felçlidir…

8-Allah’ın mümine olan sevgisi ve müminin de Allah’a olan sevgisi. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. } [Maide: 54]

Yani: Allah onları sever ve onlara insanlar arasında sevgi kazandırır.

9-Allah’ın kerametiyle İman sahiplerine müjde verilir. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Müminleri müjdele.} [Tevbe: 112]

Ve &" Bişare &" (Müjde), ancak büyük olaylarla meydana gelir ki etkisi &" beşere &" yani bütün kainat üzerinde görünür. İşte bu yüzden müjdeye &" bişare &" denir.

Allah’ın rahmetinden, rızasından ve cennetinden daha kıymetli hiçbir şey yoktur. Allah şöyle buyurdu: {İmam edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele.} [Bakara: 25]

10-Sebat’ın sebebi imandır. Allah şöyle buyurdu: {Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, ‘’ İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun’’ dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve ‘’ Allah bize yeter, o ne güzel vekildir! ‘’ dediler. } [Al-İ-İmran: 173]

İşte bu sebat konusunda, tarihin kaydettiği enbiya, sahabe, tabiin ve onların yolunca gidenlerin yaptıkları fedakârlıktan daha güzel bir örnekten söz edilemez.

11-Nasihatlerden faydalanmak. Allah şöyle buyurdu: {Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir. } [Zariyat: 55] , Dini öğüt ve nasihatlerden faydalanan ancak iman sahipleridir.

12-Müminin her halinde hayır bulunur; hayır, müminin darlık ve ferahlık hallerinde ayrılmaz bir parçası olur. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Mü’min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Sadece mü’mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır. &" (İmam Müslim).

dİman, sahibini sıkıntıda sabretmeye, mutlulukta ise şükretmeye götürür.

13-Mü’minin büyük günah işlemekten uzak durması. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Zina eden bir kimse zina yaptığı sırada mü’min olarak zina yapmaz. &" (Buhari)

Bunlar imanın güzel sonuçlarıdır. O zaman nerede şu mutluluk, can rahatlığı ve huzuru arayanlar?

İmanın etkileri

İmanın, mü’min hayatındakietkilerinden bazıları:

Allah’a iman hayattır ve Allah ile yaşamak imandır.

1-Mü’minin günahlardan temizleyen dine sımsıkı bağlanma hırsının artması. Allah şöyle buyurdu: {Aralarında hüküm vermek için Allah’a (kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, ‘’işittik ve iman ettik ‘’ demeleridir. İşte onlar Kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. } [Nur:51]

İşte iman, mü’mini Allah’a ibadet etmeye ve O’na boyun eğmeğe götürür.

Allah şöyle buyurdu:{ Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. } [Nisa: 165 ]

Hatta iman, bir mü’mini Allah’ın emrine teslim ve rıza olmaya da sevkeder.

2-Allah’ın, kullarını açık ve gizli şirklerinden koruması. Bu bağlamda yardım ve medet Allah’tan başkasından istenilmez, çünkü hayır ve zarar dokunduran yalnız Allah azze ve celle’dir. {Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. } [Enam: 17]

( Ey iman edenler iman edin ) Allah onları yüce şanını kendi katında iman etmeye çağırdı.

3-Allah için sevmek ve Allah için büğzetmek, işte bu da imanın en güçlü bağıdır. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Mü’minler ancak kardeştirler. } [Hucurat: 10]

Bu konuda, Ensarların Muhacirlere olan kardeşliğinden, kucak açıp tüm imkânlarıyla onlara yardım etmelerinden daha güzel bir örnekten söz edilemez. Masum olan Peygamber (s a v ) şöyle buyurdular: &" Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana etmiş olamaz. &" (Buhari).

4-Allah yolunda cihat etmekte sabır göstermek ve Allah’ın rızası için elinden geleni yapmak. Allah şöyle buyurdu: {İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. } [Hucurat: 15]

5-Kalpler Allah’a, O’nun sözüne ve katındakileriyle yorumlanır ve mutluluğu bununla hâsıl olur. Onun için Dünya’nın cenneti, iman ve Rahman olana ibadet etmektir ve Allah’ın vadi olan Ahiretteki cenneti dilemesidir. Öyle ki, yorgunlukta, döktüğü terde ve karşılaştığı her nasipte ecrini Allah’tan diler ve bunların amel defterine yazılmasını ister. Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor: {Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah’ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirler öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. 120 Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi kat etmezler ki (bunlar), Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. 121. } [tevbe: 120-121] , Bütün bunlar buna iman edenlere ve muamelesinde sadık olanlar içindir.

6-Allah ve Resulünün dostluğuna erişmek için, Allah şöyle buyuruyor: {Sizin dostunuz ancak Allah, Resul ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılanlardır. } [Maide: 55]

Allah’ın dostluğu: O’nu sevmek ve dinini savunmak, evliya-u’ Allah’ı sevmek ve ona karşı duranlardan uzak durmaktır ki; Onlar, Allah’ın düşmanıdırlar. Allah şöyle buyuruyor: {Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katında bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinden ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 22} [Mücadele: 22]

Öyle ki Mümin, Allah ve Resulünü ve müminleri dost edinir ve hiç bir zaman kâfirleri dost edinmez. Allah şöyle buyuruyor: {Mü’minler, Mü’minler bırakıp inkârcıları dost edinmesin } [Al-İ-İmran: 28]

7-Güzel ahlaka sahip olmak, Peygamberimizin şöyle buyurduğu naklen sabit kılınmıştır: &" Hayâ ve iman birbirinden ayrılmayan ikiz kardeşlerdir. Biri kalktığı zaman diğeri de kalkar. &" (İmam Beyhaki)

Hayâ hasleti, en güzel ahlaklardandır, Mü’min, Dünyevi varlıkta problemsiz, çelişkisiz ve husumetsiz yaşamak için kardeşlerine karşı güzel bir tavır sergiler, bütün bunlar sadece Mümin olduğu içindir ve bu sadece mümine aittir.

8-Gerçek mutluluk ve psikolojik rahatlık; Kafa rahatlığından ve mutluluktan Mümine sanki dünyanın cennetinde yaşıyormuş gibi bir his verir. Çünkü bir Mümin için tek bir İlah vardır, o da Allah Azze ve Celle’dir, tek bir peygamberi vardır, o da Hz. Muhammed (sav)’dir ve tek bir yolu vardır, O da Allah rızasıdır ve tek hedefi vardır, oda gökle yer genişliğinde ki cennettir.

Sağına ve soluna baktığında, psikolojik kliniklerin hastalarla dolu olduğunu görürsün. Hastaların şikâyetleri, Mutsuzluk, tehlike, endişe, uykusuzluk, takıntılar ve kâbuslar ve kesin bir ifadeyle bilirsin ki bütün bunlar, Allah Celle Celalühü’ne gerçek imandan uzaklaşmanın ve dünyaya güvenip ona asılı kalmanın sebebindendir. Bu durumda maddiyat, manevi boyutunu boşluğa düşürmüştür, oysa her insan manevi boşluğu doldurmaya muhtaçtır. Bu ise ancak Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kaderin hayrına ve şerrine gerçek bir manada iman edip ve buna bağlı kalarak zikrini devam ettirmekle olur.

Çoğu insanlar, fani dünya enkazının peşinden koşarak kalp ilacı, göğüs rahatlığı ve dünya cennetinden yoksun kalmıştır. Ne istediği şeyi gerçekleştirebilmiştir ne de başından beri istediği gibi rahat yaşayabilmiştir.

Manevi boyutunun boşluğu ancak iman ile doldurulur; Çünkü Ruh Allah’tandır ve vücut, Allah’ın topraktan yarattığıdır. Her ne kadar manevi boyutunu doldurursan, o kadar nefsin mutmain ve rahat olup boş işlerden kurtulur ve yükselişe geçer. Ve her ne kadar manevi boyutunu ihmal edersen, nefsin o kadar alçalır ve şehevi hayvan tabiatına dönüşür, sıkıntı ve darlık artar, gözlerinde dünya kararır.

İmanın faydaları

Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir 24. Bu ağaç Rabbin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.} [İbrahim: 24-25]

İmanın faydalarından:

1-Gerçek iman; insana huzur verir, psikolojik rahatlığı ve göğsü açıp genişletmeyi kazandırır. Allah şöyle buyurdu: {Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de} [Yunus: 62]

2-Allah’ın müminlere özel maiyetinin tahsil edilmesi. Yani; Allah onları dinsizlikten, karanlıktan çıkarıp imanın aydınlığına kavuşturur.

3-Allah’ın rızasını ve iman edenler için hazırladığı cennetini kazanmak. Allah şöyle buyurdu: {Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti, Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. } [Tövbe: 72]

4-Allah’ın; dostları, taraftarları ve sevgili müminleri savunması: { Şüphesiz, Allah iman edenleri savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez. } [hac: 38]

Allah’ın müminleri savunmalarından: Allah’ın Hz. Muhammed’i hicretinde ve Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim’i ateşe atıldığında savunması.

5-Dinde yücelik ve imamlık. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.} [Secde: 24]

Bu konuda, din imamlarının imamlığından ve Allah’a kesin olarak imanlarından daha güzel bir örnekten söz edilemez. İşte Allah onların isimlerini öyle ölümsüzleştirdi ki, onlar toprak altında yatarken bile geçmişteki şanlı ve parlak izlerini hala ortada kalır. Sahip oldukları şeyler kaybolup gidebilir ama bıraktıkları eserler ve onlar hakkında haberlerhala ayakta kalır.

Allah’a iman, güçlü kimsenin imanına dayandığı gibi, zayıf kimseile Rabbi arasındabir bağdır.

6-Allah’ın müminlere olan sevgisi. Allah şöyle buyurdu: {Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. } [Maide: 54] ,Ve yine şöyle buyurdu: {İnanıp salih işleyenler için Rahman, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. } [Meryem: 96]

7-Dünyadaki ve ahiretteki hoş hayat. Allah şöyle buyurdu: {Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzel ile vereceğiz. } [Nahl: 97] , Hani nerede şu güzel hayat ve mutluluğu arayanlar?

İmansız hayat kesin bir ölümdür…İmansız gözler kördür…İmansız dil dilsizdir…İmansız el felçlidir…

8-Allah’ın mümine olan sevgisi ve müminin de Allah’a olan sevgisi. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. } [Maide: 54]

Yani: Allah onları sever ve onlara insanlar arasında sevgi kazandırır.

9-Allah’ın kerametiyle İman sahiplerine müjde verilir. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Müminleri müjdele.} [Tevbe: 112]

Ve &" Bişare &" (Müjde), ancak büyük olaylarla meydana gelir ki etkisi &" beşere &" yani bütün kainat üzerinde görünür. İşte bu yüzden müjdeye &" bişare &" denir.

Allah’ın rahmetinden, rızasından ve cennetinden daha kıymetli hiçbir şey yoktur. Allah şöyle buyurdu: {İmam edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele.} [Bakara: 25]

10-Sebat’ın sebebi imandır. Allah şöyle buyurdu: {Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, ‘’ İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun’’ dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve ‘’ Allah bize yeter, o ne güzel vekildir! ‘’ dediler. } [Al-İ-İmran: 173]

İşte bu sebat konusunda, tarihin kaydettiği enbiya, sahabe, tabiin ve onların yolunca gidenlerin yaptıkları fedakârlıktan daha güzel bir örnekten söz edilemez.

11-Nasihatlerden faydalanmak. Allah şöyle buyurdu: {Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir. } [Zariyat: 55] , Dini öğüt ve nasihatlerden faydalanan ancak iman sahipleridir.

12-Müminin her halinde hayır bulunur; hayır, müminin darlık ve ferahlık hallerinde ayrılmaz bir parçası olur. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Mü’min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Sadece mü’mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır. &" (İmam Müslim).

dİman, sahibini sıkıntıda sabretmeye, mutlulukta ise şükretmeye götürür.

13-Mü’minin büyük günah işlemekten uzak durması. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Zina eden bir kimse zina yaptığı sırada mü’min olarak zina yapmaz. &" (Buhari)

Bunlar imanın güzel sonuçlarıdır. O zaman nerede şu mutluluk, can rahatlığı ve huzuru arayanlar?

İmanın etkileri

İmanın, mü’min hayatındakietkilerinden bazıları:

Allah’a iman hayattır ve Allah ile yaşamak imandır.

1-Mü’minin günahlardan temizleyen dine sımsıkı bağlanma hırsının artması. Allah şöyle buyurdu: {Aralarında hüküm vermek için Allah’a (kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, ‘’işittik ve iman ettik ‘’ demeleridir. İşte onlar Kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. } [Nur:51]

İşte iman, mü’mini Allah’a ibadet etmeye ve O’na boyun eğmeğe götürür.

Allah şöyle buyurdu:{ Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. } [Nisa: 165 ]

Hatta iman, bir mü’mini Allah’ın emrine teslim ve rıza olmaya da sevkeder.

2-Allah’ın, kullarını açık ve gizli şirklerinden koruması. Bu bağlamda yardım ve medet Allah’tan başkasından istenilmez, çünkü hayır ve zarar dokunduran yalnız Allah azze ve celle’dir. {Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. } [Enam: 17]

( Ey iman edenler iman edin ) Allah onları yüce şanını kendi katında iman etmeye çağırdı.

3-Allah için sevmek ve Allah için büğzetmek, işte bu da imanın en güçlü bağıdır. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: {Mü’minler ancak kardeştirler. } [Hucurat: 10]

Bu konuda, Ensarların Muhacirlere olan kardeşliğinden, kucak açıp tüm imkânlarıyla onlara yardım etmelerinden daha güzel bir örnekten söz edilemez. Masum olan Peygamber (s a v ) şöyle buyurdular: &" Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana etmiş olamaz. &" (Buhari).

4-Allah yolunda cihat etmekte sabır göstermek ve Allah’ın rızası için elinden geleni yapmak. Allah şöyle buyurdu: {İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. } [Hucurat: 15]

5-Kalpler Allah’a, O’nun sözüne ve katındakileriyle yorumlanır ve mutluluğu bununla hâsıl olur. Onun için Dünya’nın cenneti, iman ve Rahman olana ibadet etmektir ve Allah’ın vadi olan Ahiretteki cenneti dilemesidir. Öyle ki, yorgunlukta, döktüğü terde ve karşılaştığı her nasipte ecrini Allah’tan diler ve bunların amel defterine yazılmasını ister. Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor: {Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah’ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirler öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. 120 Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi kat etmezler ki (bunlar), Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. 121. } [tevbe: 120-121] , Bütün bunlar buna iman edenlere ve muamelesinde sadık olanlar içindir.

6-Allah ve Resulünün dostluğuna erişmek için, Allah şöyle buyuruyor: {Sizin dostunuz ancak Allah, Resul ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılanlardır. } [Maide: 55]

Allah’ın dostluğu: O’nu sevmek ve dinini savunmak, evliya-u’ Allah’ı sevmek ve ona karşı duranlardan uzak durmaktır ki; Onlar, Allah’ın düşmanıdırlar. Allah şöyle buyuruyor: {Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katında bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinden ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 22} [Mücadele: 22]

Öyle ki Mümin, Allah ve Resulünü ve müminleri dost edinir ve hiç bir zaman kâfirleri dost edinmez. Allah şöyle buyuruyor: {Mü’minler, Mü’minler bırakıp inkârcıları dost edinmesin } [Al-İ-İmran: 28]

7-Güzel ahlaka sahip olmak, Peygamberimizin şöyle buyurduğu naklen sabit kılınmıştır: &" Hayâ ve iman birbirinden ayrılmayan ikiz kardeşlerdir. Biri kalktığı zaman diğeri de kalkar. &" (İmam Beyhaki)

Hayâ hasleti, en güzel ahlaklardandır, Mü’min, Dünyevi varlıkta problemsiz, çelişkisiz ve husumetsiz yaşamak için kardeşlerine karşı güzel bir tavır sergiler, bütün bunlar sadece Mümin olduğu içindir ve bu sadece mümine aittir.

8-Gerçek mutluluk ve psikolojik rahatlık; Kafa rahatlığından ve mutluluktan Mümine sanki dünyanın cennetinde yaşıyormuş gibi bir his verir. Çünkü bir Mümin için tek bir İlah vardır, o da Allah Azze ve Celle’dir, tek bir peygamberi vardır, o da Hz. Muhammed (sav)’dir ve tek bir yolu vardır, O da Allah rızasıdır ve tek hedefi vardır, oda gökle yer genişliğinde ki cennettir.

Sağına ve soluna baktığında, psikolojik kliniklerin hastalarla dolu olduğunu görürsün. Hastaların şikâyetleri, Mutsuzluk, tehlike, endişe, uykusuzluk, takıntılar ve kâbuslar ve kesin bir ifadeyle bilirsin ki bütün bunlar, Allah Celle Celalühü’ne gerçek imandan uzaklaşmanın ve dünyaya güvenip ona asılı kalmanın sebebindendir. Bu durumda maddiyat, manevi boyutunu boşluğa düşürmüştür, oysa her insan manevi boşluğu doldurmaya muhtaçtır. Bu ise ancak Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kaderin hayrına ve şerrine gerçek bir manada iman edip ve buna bağlı kalarak zikrini devam ettirmekle olur.

Çoğu insanlar, fani dünya enkazının peşinden koşarak kalp ilacı, göğüs rahatlığı ve dünya cennetinden yoksun kalmıştır. Ne istediği şeyi gerçekleştirebilmiştir ne de başından beri istediği gibi rahat yaşayabilmiştir.

Manevi boyutunun boşluğu ancak iman ile doldurulur; Çünkü Ruh Allah’tandır ve vücut, Allah’ın topraktan yarattığıdır. Her ne kadar manevi boyutunu doldurursan, o kadar nefsin mutmain ve rahat olup boş işlerden kurtulur ve yükselişe geçer. Ve her ne kadar manevi boyutunu ihmal edersen, nefsin o kadar alçalır ve şehevi hayvan tabiatına dönüşür, sıkıntı ve darlık artar, gözlerinde dünya kararır.


Allah’ın Peygamberlerine iman

Allah, kullarını boşuna yaratmayıp onları başıboş bırakmadı. O yüzden onlara O’nun sonsuz güç sahibi olduğunu, isminin ve sıfatlarının özelliklerini ve dinini anlatan peygamberler gönderdi. Allah, insanlardan en iyileri seçip peygamberler gönderdi, onlardan: Nuh, İbrahim, Musa ve İsa Hazretleri. Peygamberlik Hz. Muhammed ile sona ermiştir. Bunun yanında Allah, bütün peygamberlerin gerçek sözlü olduklarını ispatlayan delilleri de gönderdi. Onlar, insanlara Allah’ın kelamını, vahyini, mesajlarını, emirlerini ve yasaklarını tebliğ ettiler. İşte Onların mesajlarına inanmayan mü’min olamaz. Allah şöyle buyurdu:{ peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de ( iman ettiler ). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.} [Bakara: 285]

Peygamberler Allah tarafından gönderilmiş olup insanlara tebliğ edenler oldukları için, onlara iman etmeliyiz. Allah şöyle buyurdu: {Onun peygamberlerinden hiçbirini ( diğerinden ) ayırt etmeyiz. } [Bakara: 285]

Yüce Allah, insanlara ışık olarak, peygamberlerine dört kitabı gönderdi; Hz. Davut peygambere ‘’ Zebur’’, Hz. Musa peygambere ‘’ Tevrat’’, Hz. İsa peygambere ‘’ İncil’’, Hz. Muhammed’e de ‘’Kur’an’’ gönderdi. Allah şöyle buyurdu: {Bu Kuran; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) haberdar olan Allah tarından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış. } [Hud: 1]

Allah; kitabını hidayet, ışık, bereket, delil ve apaçık bir nur olarak gönderdi. Allah şöyle buyurdu: {Bu ( Kur’an ) de bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. } [Enam: 155]

Ve yine şöyle buyurdu:{ Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. } [Nisa: 174]

Allah, Peygamberlerin sonuncusu ve insanların en iyisi olan Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e ve peygamberliğine iman etmeyi Allah’a inanmanın bir gereği kılmıştır. Bu da İslam’ın ilk şartı olan kelime-i-şehadetinin: ‘’Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü‘’ getirilişinde tezahür eder. Yüce Allah Hz. Muhammed (sav)’i âleme rahmet olarak gönderdi ve O’nu insanları karanlıktan aydınlığa, bilgisizlikten ilme, dalaletten hidayete erdirsin ve onlara doğru yolu göstersin diye gönderdi. O da ümmetine nasihat ederek görevini tamamladı. Şüphesiz O, ümmetine çok düşkün idi. Allah şöyle buyurdu: Allah şöyle buyurdu: {Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. } [Tevbe: 128]

Yüce Allah, Peygamberine bütün hak ettiği hakları verdi. Çünkü O, Kâinatın efendisi ve insanların en iyisidir. Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu: &" Âdemoğullarının efendisi, övünmeksizin benim. &" (İbn Mece)

Hz. Muhammed (sav)’in haklarından bazıları:

1-Hz. Muhammed’in, Allah’ın kulu ve resulü olduğunu kabul edip, Allah tarafından âleme rahmet olarak gönderildiğine ve yüce Allah’ın mesajını tebliğ ettiğine inanmak. Allah diyor ki : { Artık siz Allah’a, peygamberlerine ve indirdiğimiz nura (Kur’an’a) iman edin.} [Tagabun:8]

Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu: &" Muhammed’in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki, bu ümmetten her kim –Yahudi olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır. &" (Müslim)

2-Hz. Muhammed’in (sav) bildirdiklerinin tamamını kabul edip onun Allah’tan hak olduğuna şüphe etmeden inanmak. Allah şöyle buyurdu: {İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen.} [Hucurat: 15]

Allah Teâlâ şöyle de buyurdu: &" Hayır! Rabbine Andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin da hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. &" [Nisa:65]

3-Hz. Muhammed’in (sav) muhabbeti hakkında, Yüce Allah şöyle buyurdu: {De ki: &" Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. } [Tevbe: 24]

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: &" hiçbiriniz, ben kendisine babasından da, evladından da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olamaz. &" (Buhari)

4-Peygambere yardım etmek ve O’na saygı göstermek. Allah şöyle buyurdu: {Ey insanlar! Allah’a ve peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz. } [Fetih:9].

Şöyle de buyurdu: {ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. } [Araf: 157]

5-Peygamber’in yolunda giden Ehl-i beytini sevmek ve onlara saygı göstermek. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Ben Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. Ben, Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. Ben Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. &" (Müslim)

6-Hz. Peygamber’in (sav) yolunda giden dostlarını sevmek ve onlar hakkında kötü söylememek. Çünkü onlar Allah’ın övdüğü kimselerdir. Allah şöyle buyurdu: {Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler, Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. } [Fetih: 29]

Ve onların hakkında Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Sakın benim Ashabıma sövmeyiniz! Nefsim kudret elinde olan Allah’a ye¬min ederim ki, Uhud Dağı kadar altını sadaka olarak verseniz, Sahabilerimden birisinin iki avuç hurma sadakasına, hatta bunun yarısına bile yetişemez-siniz &" . &" (Müslim).

Sahabilerin en efendileri Râşit halifelerdir. Onlar: Ebu Bekir, Ömer bin Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib hazretleri. Allah şöyle buyurdu: {İslam’a ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile iyilikte onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.} [Tevbe: 100]

Ve bütün bu sahabiler, ilim ve din bize ulaşıncaya kadar, Peygamberimiz (sav)’den islamı tebliğ ettiler.

Allah’ın Peygamberlerine iman

Allah, kullarını boşuna yaratmayıp onları başıboş bırakmadı. O yüzden onlara O’nun sonsuz güç sahibi olduğunu, isminin ve sıfatlarının özelliklerini ve dinini anlatan peygamberler gönderdi. Allah, insanlardan en iyileri seçip peygamberler gönderdi, onlardan: Nuh, İbrahim, Musa ve İsa Hazretleri. Peygamberlik Hz. Muhammed ile sona ermiştir. Bunun yanında Allah, bütün peygamberlerin gerçek sözlü olduklarını ispatlayan delilleri de gönderdi. Onlar, insanlara Allah’ın kelamını, vahyini, mesajlarını, emirlerini ve yasaklarını tebliğ ettiler. İşte Onların mesajlarına inanmayan mü’min olamaz. Allah şöyle buyurdu:{ peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de ( iman ettiler ). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.} [Bakara: 285]

Peygamberler Allah tarafından gönderilmiş olup insanlara tebliğ edenler oldukları için, onlara iman etmeliyiz. Allah şöyle buyurdu: {Onun peygamberlerinden hiçbirini ( diğerinden ) ayırt etmeyiz. } [Bakara: 285]

Yüce Allah, insanlara ışık olarak, peygamberlerine dört kitabı gönderdi; Hz. Davut peygambere ‘’ Zebur’’, Hz. Musa peygambere ‘’ Tevrat’’, Hz. İsa peygambere ‘’ İncil’’, Hz. Muhammed’e de ‘’Kur’an’’ gönderdi. Allah şöyle buyurdu: {Bu Kuran; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) haberdar olan Allah tarından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış. } [Hud: 1]

Allah; kitabını hidayet, ışık, bereket, delil ve apaçık bir nur olarak gönderdi. Allah şöyle buyurdu: {Bu ( Kur’an ) de bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. } [Enam: 155]

Ve yine şöyle buyurdu:{ Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. } [Nisa: 174]

Allah, Peygamberlerin sonuncusu ve insanların en iyisi olan Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e ve peygamberliğine iman etmeyi Allah’a inanmanın bir gereği kılmıştır. Bu da İslam’ın ilk şartı olan kelime-i-şehadetinin: ‘’Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü‘’ getirilişinde tezahür eder. Yüce Allah Hz. Muhammed (sav)’i âleme rahmet olarak gönderdi ve O’nu insanları karanlıktan aydınlığa, bilgisizlikten ilme, dalaletten hidayete erdirsin ve onlara doğru yolu göstersin diye gönderdi. O da ümmetine nasihat ederek görevini tamamladı. Şüphesiz O, ümmetine çok düşkün idi. Allah şöyle buyurdu: Allah şöyle buyurdu: {Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. } [Tevbe: 128]

Yüce Allah, Peygamberine bütün hak ettiği hakları verdi. Çünkü O, Kâinatın efendisi ve insanların en iyisidir. Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu: &" Âdemoğullarının efendisi, övünmeksizin benim. &" (İbn Mece)

Hz. Muhammed (sav)’in haklarından bazıları:

1-Hz. Muhammed’in, Allah’ın kulu ve resulü olduğunu kabul edip, Allah tarafından âleme rahmet olarak gönderildiğine ve yüce Allah’ın mesajını tebliğ ettiğine inanmak. Allah diyor ki : { Artık siz Allah’a, peygamberlerine ve indirdiğimiz nura (Kur’an’a) iman edin.} [Tagabun:8]

Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu: &" Muhammed’in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki, bu ümmetten her kim –Yahudi olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır. &" (Müslim)

2-Hz. Muhammed’in (sav) bildirdiklerinin tamamını kabul edip onun Allah’tan hak olduğuna şüphe etmeden inanmak. Allah şöyle buyurdu: {İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen.} [Hucurat: 15]

Allah Teâlâ şöyle de buyurdu: &" Hayır! Rabbine Andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin da hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. &" [Nisa:65]

3-Hz. Muhammed’in (sav) muhabbeti hakkında, Yüce Allah şöyle buyurdu: {De ki: &" Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. } [Tevbe: 24]

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: &" hiçbiriniz, ben kendisine babasından da, evladından da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olamaz. &" (Buhari)

4-Peygambere yardım etmek ve O’na saygı göstermek. Allah şöyle buyurdu: {Ey insanlar! Allah’a ve peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz. } [Fetih:9].

Şöyle de buyurdu: {ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. } [Araf: 157]

5-Peygamber’in yolunda giden Ehl-i beytini sevmek ve onlara saygı göstermek. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Ben Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. Ben, Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. Ben Ehl-i beytim hususunda Allah’ı size hatırlatıyorum. &" (Müslim)

6-Hz. Peygamber’in (sav) yolunda giden dostlarını sevmek ve onlar hakkında kötü söylememek. Çünkü onlar Allah’ın övdüğü kimselerdir. Allah şöyle buyurdu: {Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler, Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. } [Fetih: 29]

Ve onların hakkında Peygamber (sav) şöyle buyurdular: &" Sakın benim Ashabıma sövmeyiniz! Nefsim kudret elinde olan Allah’a ye¬min ederim ki, Uhud Dağı kadar altını sadaka olarak verseniz, Sahabilerimden birisinin iki avuç hurma sadakasına, hatta bunun yarısına bile yetişemez-siniz &" . &" (Müslim).

Sahabilerin en efendileri Râşit halifelerdir. Onlar: Ebu Bekir, Ömer bin Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib hazretleri. Allah şöyle buyurdu: {İslam’a ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile iyilikte onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.} [Tevbe: 100]

Ve bütün bu sahabiler, ilim ve din bize ulaşıncaya kadar, Peygamberimiz (sav)’den islamı tebliğ ettiler.


Allah’a kavuşmaya iman

Bütün kâinat Allah’a dönecektir. Onların dönüşleri ancak O’nadır. Bu, Allah’ a İman etmenin bir rüknüdür. İmanın rükünlerinden: Ahiret gününe inanmaktır. Nitekim Hz. Peygamber, Cebrail Aleyhisselam’ın imanın şartları hakkındaki sorusuna şöyle cevap verdi: &" Allah’a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine ve ahire gününe inanman, bir de kaderin hayrına ve şerrine inanmandır. &" (Müslim)

Ahiret günü &" el-Yevmu’l-Ahir &" (Son gün) ile isimlendirilir çünkü ondan sonra başka bir gün gelmeyecektir. O günden sonra artık cennetlikler ebediyen cennette kalacaklar, cehennemlikler de cehenneme atılacaktır.

O günün dehşeti ve o günde yaşanacak olaylara delalet eden birçok isim Kuran’da geçiyor:

Yevmu’l-Vakıa (Vuku bulacak gün), o günün kesin gerçekleşeceği için; el-Hafıdatu’r-Rafia (Alçaltan ve Yükselten), bazı insanları cennete yükseltip diğerleri de cehenneme düşürdüğü için; Hesap, Ceza ve Din günü; Yevmu’l-Hakka (Haberlerin hakikatlerinin bildirildiği gün), yani Allah’ın haberlerinin mutlaka gerçekleşeceği gün; Et-Tâmme (Her şeyi kuşatan felaket); Yevm&"us-Sahha (bağrışma günü), Sûr&"a üflemenin çok şiddetli olacağına ve insanların sağır olmalarına sebep olacağına işaret eder; Yevm&"ul-Vaid (vaid ve tehdit günü), Allah’ın kâfirlere söz ettiği şeyler gerçekleşeceği için; Yevm&"ul-Hasre (hasret günü), o gündeki hasret ve pişmanlığa işaret eder; Yevm&"ut-Telâki (mülâkat günü), çünkü o gün bütün mahlûkat aynı bir yerde buluşacaklar;

Yevm&"ul-âzife (yaklaşan saatin günü), o günün çok yaklaştığına işaret eder; Yevm&"ut-Tenad (çağırma günü), o gün insanlar arasında çağrışmalar olacak, Cennet ehillerinin Cehennem ehillerini çağıracakları gibi, Cehennem ehilleri de Cennet ehillerini çağıracaklardır; Yevmün-Akim (kısır gün), son gün olduğu için; ed-Dar’ul-Ahire (Ahiret yurdu);

Dar’ul-Karar (Kalınacak asıl yurt); el-Ğaşiye (insanları örten felâketler günü), çünkü o gün bütün sıkıntılar insanları örtecek.

Bunlardan başka isimleri de bulunmaktadır.

Ahiret gününe inanmak neleri kapsar?

Ölümden sonra var olan hayata inanmak.

Kabir Fitnesi : Ölen kimse gömüldükten sonra, kabrine Münker ve Nekir denilen iki melek gelip Allah, Peygamber, din hakkında sorarlar. İşte o zaman Yüce Allah, iman edenlerin konumlarını sağlam tutar ve onlar o esnada şöyle cevap verirler: (Rabbim Allah’tır, Dinim İslam’dır ve Peygamberim Muhammet’tir). Zalimleri ise saptırır ve onların cevapları şöyle olur: (hm... hm… Bilemiyorum). Ve Münafıkların cevabı ise: (bilemiyorum, yalnız insanların bir şeyler söylediklerini duydum ve ben de onu söyledim).

Hz. Osman (ra), bir kabrin üzerinde durduğunda sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: &" Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun! &" dediler. Bunun üzerine: &" Çünkü Resülullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: &" kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şiddetlidir. &" Hz. Osman devamında Resülullah (sav)’ın şu sözünü de nakletti: &" (Ahiret âleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi! {Ahmed}

Kabir azabı ve nimeti : Kabrin azabı yalnız zalimler, münafıklar, kâfirler ve bazı günahkâr müminler için olur. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, &" Haydi canlarınızı kurtarın! Allah&"a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve onun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız &" diyecekleri zaman hallerini bir görsen! } [ Enam: 93]

Allah-u teala Firavun ailesinin hakkında şöyle buyurdular: {Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, &" Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun &" denilecektir.} [Gafir:46]

Zeyd İbn Sabit’in hadisinde, Hz. Peygamber şöyle buyurdular: &" Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim &" buyurdular ve sonra şunları söylediler: &" kabir azabından Allah`a sığının! &" Oradakiler: &" kabir azabından Allah`a sığınırız! &" Hadis: Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim &" buyurdular ve sonra şunları söylediler: &" kabir azabından Allah`a sığının! &" Oradakiler: &" kabir azabından Allah`a sığınırız! &" (Müslim)

Kabir nimetleri ise, gerçek iman edenlere içindir. Yüce Allah dedi ki: {Şüphesiz &" Rabbimiz Allah&"tır &" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: &" Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin! &" } [Fussilet: 30]

Yüce Allah şöyle de buyurdu: {Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! (83) Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. (84) Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. (85) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! (86-87) Fakat (ölen kişi) Allah&"a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. (88-89) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, &" Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden! &" denir. (90-91) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. (92-93) Bir de cehenneme atılma vardır. (94) Şüphesiz bu, kesin gerçektir. (95) Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. } [Vakıa: 83-96]

Hz. Peygamber, Mü’minin kabrinde Meleklerin sorularını cevaplaması hakkında şöyle buyurdu: &" Sema’dan bir münadi; Benim kulum doğru söylemiştir, ona cennetten bir döşek yayınız ve ona cennetten bir kapı açınız, diye seslenir. Bunun üzerine cennetin hoş ve güzel kokuları ona gelir ve gözünün alabildiği kadar bir mesafe kabrinde ona genişlik verilir. &" (Ahmet ve Abu Davud bu hadisi uzunca rivayet etmişlerdir).

Beas (yeniden dirilme) gününe inanmak.

Ölülerin, Sûr’a ikinci üfürüleninde dirilmeleridir. İşte o gün, insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda sünnetsiz, çıplak ve ayakkabısız duracaklar. Yüce Allah buyurdu ki: {İlk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaat olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız. } [Enbiya: 104]

Ve Beas günü sabit bir gerçektir. Bunu Hem Kur’an hem Sünnet hem de Müslümanların birliği kabul ediyor. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz (15) Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. } [Müminun: 15-16]

Hz. Peygamber(sav) şöyle de buyurdu &" İnsanlar kıyamet günü ayakkabısız ve çıplak olarak diriltileceklerdir. &" (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, Ba’s gününün kesin olacağına ittifak etmişlerdir. Bu, bizzat Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Bu hikmetle, Allah bu kâinatı dönüşecek bir yer olarak kurmuştur ve o yerde Peygamberlerin lisanlarıyla tebliğ edilen vahye uyup uymadıklarına göre Allah kullarını ahirette hesaba çekecek.

Allah buyurdu ki: { Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? } [ Müminün: 115 ]

yüce Allah Peygamberine (sav) buyurdu ki: {Kur&"an&"ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir } [Kasas: 85]

Kıyamet gününe işaret eden olaylara ve alametlere iman.

Bu alametler, kıyamet gününden önce olur ve Kıyamet günün yakın olmasına delalet eder. Kıyamet gününün iki kısmı var. Biri küçük (Suğra), diğeri de büyük (Kübra) kıyamettir.

Küçük alametler : Bu alametler, kıyamet gününden çok önce olur ki –genelde uzun sürüyor- ; çoğu olup bitse de tekrarlanabilir. İşte bazı alametler oldu, hala olmakta ve olmaya da devam ediyor. Bazıları ise bugüne kadar hiç olmamıştı ama kesin olacaktır. İşte Hz. Peygamber (sav) anlattığı gibi: Hz. Peygamber’in (sav) gönderilişi ve vefatı, Beytu’l-Makdis (Kudüs)’un fethedilmesi, fitnelerin zuhur etmesi, emanetin gidişi, dine dair ilimlerin kalkmasıyla beraber cehaletin ortaya çıkması, zinanın ve faizin yayılması, meazif (Çalğılı aletlerin) yaygınlaşması, içki tüketiminin artması, koyun çobanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları, gençlerin ihtiyarları işçi olarak çalıştırmaları, depremlerin olması, insanlar birbirini öldürmeleri, insanların yerin dibine geçirilmesi, suretlerin değiştirilmesi, yukarıdan başlarına taş yağdırılması gibi olayların ortaya çıkması, giyinmiş oldukları halde çıplak sayılan kadınların ortaya çıkması, yalan tanıklar çok olması, doğru sözlerin saklanması, vs. başka alametler de Kuran ve hadislerde geçmektedir.

Büyük alametler : Bu alametlerin ortaya çıkması kıyamet gününün yakın olduğuna delalet eder. Bunlar 10 tanedir: Deccal’ın gelmesi, Hz. Meryem oğlu İsa’nın gökten inmesi, Yecüc ve Mecüc’un çıkması, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere 3 yerde insanların yerin dibine batırılması, dumanın çıkması, güneş batıdan doğması, Dabbetu’l-Arz (Yer hayvanlarının) ortaya çıkması, insanları mahşere sürecek ateşin çıkması. Bu alametler sırayla ortaya çıkıyor. Eğer biri ortaya çıkıyorsa, kesin diğeri de peşinde çıkacaktır.

Kıyamet gününün dehşet verici manzaralarına ve olaylarına inanmak. Örnek:

1-Yüksek Dağların darmadağın edilmesi ve onların toz haline getirilip yerle bir edilmesi. {Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.} [Neml: 88]

Yüce Allah şöyle de buyurdu:{dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu} [ Vakıa: 5-6]

Yüce Allah şöyle buyurdu: {Göğün, erimiş maden gibi} [Mearic: 9]

Allah şöyle de buyurdu: {Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: &" Rabbim onları toz edip savuracak. (105) Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır. (106) Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin. } [Taha: 105-107]

2-Denizlerin fışkırılması ve kaynayarak yanması. İşte yeryüzümüzün büyük kısmın kapladığı bu denizler o günde fışkırtılacak. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman} [İnfitar: 3] ,{Denizler kaynatıldığı zaman} [Tekvir:6]

3-insanın bildiği ve alıştığı yer ve göklerin başka bir şekle dönüştürülmesi. İşte insanlar hiç bilmedikleri ve hiç tanımadıkları bir yerde diriltilecekler. {O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah&"ın huzuruna çıkarlar} [İbrahim: 48]

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Kıyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöreği gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir işareti (evi, bağı vs.) olmayacak. &" (Müttefekun Aleyh)

Böylece ahiret günübembeyaz ve işaretsizbir yer olacaktır.

4-İnsanlar güneş ve ayın birleştirilmesi gibi alışılagelmemiş şeyleri görecekler, İşte o zaman, insanlar endişelenir ve telaşlanır. Yüce Allah buyurdu ki: {Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan &" kaçış nereye? &" diyecektir. } [Kıyamet 7-10]

5-Sûr’a üfürülmesi, bu da dünyanın nihayetidir. O gün gelince, Sûr’a üflenir. bu üfleme yer ve gök hayatını bitirecek. {Sûr&"a üflenir ve Allah&"ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür} [Zümmer: 68]

Üflemenin sesi, yıkıcı ve korkunç bir sestir. İnsanlar o sesi duyunca artık ne tavsiyede bulunabilirler, ne de ailesine, yakınlarına dönebilirler {Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. (49) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler} [Yasin: 49-50]

Hz Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Sonra Sûr’a üfürülecektir. Bunu işiten herkes boyun bükecek ve bo¬yun kaldıracaktır. Onu ilk İşiten develerinin havuzunu sıvayan bir adam olacaktır. O adam hemen ölecek ardından sair insanlar da öleceklerdir. &" (Müslim)

6-Allah yarattığı ilk yaratıktan son yaratığa, hepsinin bir yerde (mahşerde) diriltilmeleri. İnsan olsun, cin olsun, hayvanlar olsun, ilk yaratılandan son yaratılana, hepsi o yerde toplanacaktır. Allah buyurdu ki: {Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür} [Hud: 103]

Allah şöyle buyurdu: {De ki: &" Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. &"} [ Vakıa: 49-50]

7-İnsanlar, nasıl ki Allah tarafından ayakkabısız ve çıplak olarak yaratıldıysa yine o şekilde yeniden diriltilecekler. Fakat o an o kadar şiddetli ki hiç kimse başkalarıyla ilgilenmeyecek, birbirine bakmayacaklar. Hz. Aişe dedi ki, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: &" Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız. &" Bu açıklama üzerine sordum ki: &" (Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz? &" Resulullah (sav) (Abese suresinde geçen bir ayetle cevap verdi): &" O gün herkesin kendine yeter derdi vardır &". &" (Buhari)

8-Zulmedilen zulmedenden hakkını alacak. Hayvanlar olsa bile. Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Kıyamet günü hak sahiplerine haklarını mutlaka eda edeceksiniz. Öyle ki kabış (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak. &" (Müslim)

Resülüllah şöyle buyurdular: &" Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı kıyamet (ve hesaplaşmanın olacağı)] gün gelmezden önce daha burada iken helalleşsin. Aksi takdirde o gün, salih bir ameli varsa, o zulmü nisbetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı yoksa,kardeşinin günahından alınır, kendisine yüklenir. &" (Buhari)

9-Güneş insanların başına yaklaşacak. Amellerine göre, ter onlara adeta gem vuracak. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: &" Kıyâmet günü Güneş halka yaklaştırılır da nihâyet insanlara yakınlığı bir mil kadar olur… Güneş onları âdeta eritecek ve amellerinin miktarına göre ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimi topuklarına kadar, kimi dizkapaklarına kadar, kimi beline kadar, kimi de gemlenene kadar tere batacaktır. &" (Müslim)

10-Allah insanları amellerine göre hesaba çekecek. Kitaplar sahiplerinin ellerine geçecektir. Onu ya sağ eliyle ya da sol eliyle alacaklardır. İnsanlar, defterler sahiplerine verilene kadar şaşkınlık ve hayret içinde kalacaklardır. Müminler, amel defterleri sağ ellerine verilince, hiç şaşırmadan, gönül huzuru ile kendilerinin kurtulanlar safından olduklarını anlayacaklar.Kafirler ve Münafıklar ise, onların amel defterleri sol ellerine verilince, açıkça rezil olurlar cünkü, artık cezadan kurtulamayacaklardır. Allah buyurdu ki; {İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: &" Gelin, kitabımı okuyun! (19) Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum. (20) Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. (21) Yüksek bir cennettedir. (22) Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). (23) (Onlara şöyle denir) : &" Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için. (24) Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: &" Keşke kitabım bana verilmeseydi. (25) Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. (26) Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. (27) Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. (28) Saltanatım da yok olup gitti }[Hakka: 19-29]

11-günün dehşeti ve korkusundan dolayı, insanlar kendilerinden başka kimseyi düşünemezler. Yüce Allah şöyle buyurdu: { O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! } [Şuara: 88]

Allah şöyle de buyurdu: {Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün} [Abese: 34]

Ceza ve hesap gününe iman etmek

Kula ameline göre mükâfat verilecek yine ona göre ceza verilecektir. Allah şöyle buyurdu: {Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. (25) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. (26)} [Gaşiye: 25-26]

Allah yine şöyle buyurdu: {Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez} [Enam: 160]

Allah şöyle buyurdu: {Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz} [Enbiya:47]

İbnu Ömer Hazretleri tarafından, Resülüllah (sav) şöyle buyurdu: &" Mü`min Rabbine yaklaştırılır. Öyle ki, (Allah onun) üzerine himayesini indirir ve günahlarını itiraf ettirir. Ona sorar: &" Şu şu günahlarını biliyor musun? &" Mü`min kul, iki kere: &" Evet ey Rabbim, biliyorum! &" der. Rab Teala da: &" Dünyada iken bunları örterek seni teşhir etmemiştim. Bugün de onları senden affediyorum! &" buyurur. Sonra ona hasenat defteri verilir. Amma, kafirlere ve münafıklara gelince, bunlarla ilgili olarak, bütün mahlukatın huzurunda: &" Bunlar Allah namına yalan söylemişler (böylece büyük bir zulümde bulunmuşlardır). Haberiniz olsun! {Allah`ın laneti zalimleredir &" diye nida olunur &" dediğini işittim} [Hud:18] &" (Müttefekun Aleyh)

Resülullah Rabbinden rivayet ettiği hadiste şöyle buyurdu: &" Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah`a kavuşuncaya kadar böyle devam eder. &" (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, hesap ve cezanın ameller üzerinde kesin olarak yapılacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Bu da Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Yüce Allah, kitaplarını indirdi, peygamberlerini gönderdi, kullarının O’na iman ve itaat etmelerini emretti, O’na ve Peygamberlerine iman ve itaat etmeyenleri dolu bir azap ile tehdit etti. Ahirette hesap ve ceza olmazsa abes olur. Allah ise her türlü abes şeyleri yapmaktan münezzehtir. Allah buyurdu ki: {Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız. (6) Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz} [Araf:6-7]

Cennet ve Cehenneme iman etmek:

Hasan el-Basri’ye şöyle denildi: Görüyoruz ki tabiiler sahabilerden daha çok amel ederler. O zaman Sahabiler onları ne ile geçmişlerdir? Hasan el-Basri şöyle cevap verdi: Bunlar (tabiiler) amel ederken dünya onların kalplerindedir, sahabiler ise amel ederken ahiret onların kalplerindedir.

Cennet, kâinata söz edilen ebedi bir maldır. Cennet: (Allah’a ve peygamberine samimi olarak itaat eden müminlere ve ona karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bir Naim yurdudur). Cennetteki nimetler: (Hiçbir gözün görmediği, Hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin kalbinden geçmediği şeylerdir) Yüce Allah şöyle buyurdu:{Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (7) Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah&"tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. (8)} [Beyyine: 7-8]

Allah şöyle buyurdu: {Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez} [Secde: 17]

En büyük nimet cennette Allah’ın yüzüne bakmaktır. Allah şöyle buyurdu: {O gün bir takım yüzler aydındır. (22) Rablerine bakarlar } [kıyame: 22-23]

Allah buyurdu ki: {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır} [Yunus: 26]

&" Hüsna &" nın anlamı cennet, &" Ziyade &" nin anlamı ise Allah’ın yüzüne bakmaktır. Hz. Peygamber (sav) söylediği gibi: &" «Cennetlikler cennete girdiği zaman Allah Tebarake ve Teâlâ hazret-leri: Size daha ziyade bir şey vermemi ister misiniz? diyecek, onlar da sen bizim yüzlerimizi ağırtmadın mı? Bizi cennete koyarak cehennemden kurtarmadın mı? (Bize o yeter) diyecekler. Bunun üzerine Teâlâ hazretleri hicabı kaldıracak, artık onlara Rableri hazretlerine bakmaktan da¬ha makbul bir şey verilmiş olmayacaktır.» Sonra Peygamberimiz şu ayeti okudu: &" {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır }[ Yunus: 26]&" (Müslim)

Cehennem ise, kâfirler, zalimler ve peygamberlere itaat etmeyenler için hazırlanmış bir azap yurdudur. Oradaki azap çeşitleri hiç kimsenin aklına gelemez. Allah buyurdu ki: {Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının} [Al-i-İmran: 131]

Allah şöyle de buyurdu: {Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir} [kehf: 29]

şöyle de buyurdu: {Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. (64) Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. (65) Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, &" Keşke Allah&"a ve Resül&"e itaat edeydik &" diyecekle} [Ahzab: 64-66]

En kolay olan azap, Hz. Peygamber’in (sav) anlattığı gibi: &" Cehennem ehlinden en az azap görenin ayağında ateşten iki ayakkabı vardır, onların sıcaklığından beyinleri kaynar &" (Buhari)

Ahiret gününe imanın meyveleri:

1-İmanın rükünlerinden bir tanesinin gerçekleşmiş olması, çünkü Allah’a iman etmek ancak ahiret gününe iman etmekle gerçekleşir. Ahirete iman, imanın rükünlerinden bir tanesidir. O yüzden Allah, Ahirete iman etmeyenlere karşı savaşmamızı emretmiştir. Allah şöyle buyurdu: {Kendilerine kitap verilenlerden Allah&"a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah&"ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam&"ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın} [Tevbe: 29]

2-Hem dünyada hem de ahirette güven içinde olmak. Allah şöyle buyurdu: {Bilesiniz ki, Allah&"ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de} [Yunus: 62]

3-Allah’ın vadettiği büyük bir mükâfatı kazanmak.{Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) &" Allah&"a ve ahiret gününe inanan ve } [bakara: 62]

Müminlerin annesi olan Hz. Ayşe bir kadına şöyle dedi: Ölümü çokça hatırla ki kalbin yumuşasın.

4-Ahirete iman etmek, hayır yapmaya teşvik ediyor. Allah şöyle buyurdu: {Ey iman edenler! Allah&"a itaat edin. Peygamber&"e itaat edin ve sizden olan ulu&"l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah&"a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir} [Nisa: 59]

Ve şöyle buyurdu: {Allah&"ın mescitlerini, ancak Allah&"a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah&"tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur} [Tevbe: 18]

şöyle de buyurdu: {Andolsun, Allah&"ın Resülünde sizin için; Allah&"a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah&"ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır} [Ahzab: 21]

Ve şöyle de buyurdu: {Andolsun, onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için, Allah&"ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır} [Mümtehine: 6]

Şöyle de buyurdu: {Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah&"a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah&"a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar} [Talak: 2]

Hz. Hasan şöyle dedi: Kim ölümü tanırsa onun için dünyanın musibet ve üzüntüleri kolaylaşır.

5-Ahirete iman etmek, kötülük yapmaktan sakındırıyor. Allah buyurdu ki: {Eğer Allah&"a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah&"ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz} [Bakara: 228]

ve yine şöyle buyurdu: {Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah&"a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir} [Bakara: 232]

Allah şöyle de buyurdu: {Allah&"a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. (44) Ancak Allah&"a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler} [Tevbe: 44-45]

O yüzden, Ahiret gününe iman etmeyen günahlardan kaçınmaz ve onu yapmaktan çekinmez. {Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! (1) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir} [Maun: 1-3]

Kalp, ancak Allah’a ibadet etmekle, O’nu sevmekle ve O’na dönerek tevbe etmekle iyileşir, sıkıntılardan kurtulur, memnun olur, hayattan zevk alır, güzelleşir, huzur bulur ve mutmain olur.

Şeyhü’l-İslam İbni Teymiyye.

6-Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman etmek onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı arzular. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu: {Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]

Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı ister. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu:{Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16 ]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]

Allah’a kavuşmaya iman

Bütün kâinat Allah’a dönecektir. Onların dönüşleri ancak O’nadır. Bu, Allah’ a İman etmenin bir rüknüdür. İmanın rükünlerinden: Ahiret gününe inanmaktır. Nitekim Hz. Peygamber, Cebrail Aleyhisselam’ın imanın şartları hakkındaki sorusuna şöyle cevap verdi: &" Allah’a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine ve ahire gününe inanman, bir de kaderin hayrına ve şerrine inanmandır. &" (Müslim)

Ahiret günü &" el-Yevmu’l-Ahir &" (Son gün) ile isimlendirilir çünkü ondan sonra başka bir gün gelmeyecektir. O günden sonra artık cennetlikler ebediyen cennette kalacaklar, cehennemlikler de cehenneme atılacaktır.

O günün dehşeti ve o günde yaşanacak olaylara delalet eden birçok isim Kuran’da geçiyor:

Yevmu’l-Vakıa (Vuku bulacak gün), o günün kesin gerçekleşeceği için; el-Hafıdatu’r-Rafia (Alçaltan ve Yükselten), bazı insanları cennete yükseltip diğerleri de cehenneme düşürdüğü için; Hesap, Ceza ve Din günü; Yevmu’l-Hakka (Haberlerin hakikatlerinin bildirildiği gün), yani Allah’ın haberlerinin mutlaka gerçekleşeceği gün; Et-Tâmme (Her şeyi kuşatan felaket); Yevm&"us-Sahha (bağrışma günü), Sûr&"a üflemenin çok şiddetli olacağına ve insanların sağır olmalarına sebep olacağına işaret eder; Yevm&"ul-Vaid (vaid ve tehdit günü), Allah’ın kâfirlere söz ettiği şeyler gerçekleşeceği için; Yevm&"ul-Hasre (hasret günü), o gündeki hasret ve pişmanlığa işaret eder; Yevm&"ut-Telâki (mülâkat günü), çünkü o gün bütün mahlûkat aynı bir yerde buluşacaklar;

Yevm&"ul-âzife (yaklaşan saatin günü), o günün çok yaklaştığına işaret eder; Yevm&"ut-Tenad (çağırma günü), o gün insanlar arasında çağrışmalar olacak, Cennet ehillerinin Cehennem ehillerini çağıracakları gibi, Cehennem ehilleri de Cennet ehillerini çağıracaklardır; Yevmün-Akim (kısır gün), son gün olduğu için; ed-Dar’ul-Ahire (Ahiret yurdu);

Dar’ul-Karar (Kalınacak asıl yurt); el-Ğaşiye (insanları örten felâketler günü), çünkü o gün bütün sıkıntılar insanları örtecek.

Bunlardan başka isimleri de bulunmaktadır.

Ahiret gününe inanmak neleri kapsar?

Ölümden sonra var olan hayata inanmak.

Kabir Fitnesi : Ölen kimse gömüldükten sonra, kabrine Münker ve Nekir denilen iki melek gelip Allah, Peygamber, din hakkında sorarlar. İşte o zaman Yüce Allah, iman edenlerin konumlarını sağlam tutar ve onlar o esnada şöyle cevap verirler: (Rabbim Allah’tır, Dinim İslam’dır ve Peygamberim Muhammet’tir). Zalimleri ise saptırır ve onların cevapları şöyle olur: (hm... hm… Bilemiyorum). Ve Münafıkların cevabı ise: (bilemiyorum, yalnız insanların bir şeyler söylediklerini duydum ve ben de onu söyledim).

Hz. Osman (ra), bir kabrin üzerinde durduğunda sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: &" Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun! &" dediler. Bunun üzerine: &" Çünkü Resülullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: &" kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şiddetlidir. &" Hz. Osman devamında Resülullah (sav)’ın şu sözünü de nakletti: &" (Ahiret âleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi! {Ahmed}

Kabir azabı ve nimeti : Kabrin azabı yalnız zalimler, münafıklar, kâfirler ve bazı günahkâr müminler için olur. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, &" Haydi canlarınızı kurtarın! Allah&"a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve onun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız &" diyecekleri zaman hallerini bir görsen! } [ Enam: 93]

Allah-u teala Firavun ailesinin hakkında şöyle buyurdular: {Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, &" Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun &" denilecektir.} [Gafir:46]

Zeyd İbn Sabit’in hadisinde, Hz. Peygamber şöyle buyurdular: &" Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim &" buyurdular ve sonra şunları söylediler: &" kabir azabından Allah`a sığının! &" Oradakiler: &" kabir azabından Allah`a sığınırız! &" Hadis: Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim &" buyurdular ve sonra şunları söylediler: &" kabir azabından Allah`a sığının! &" Oradakiler: &" kabir azabından Allah`a sığınırız! &" (Müslim)

Kabir nimetleri ise, gerçek iman edenlere içindir. Yüce Allah dedi ki: {Şüphesiz &" Rabbimiz Allah&"tır &" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: &" Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin! &" } [Fussilet: 30]

Yüce Allah şöyle de buyurdu: {Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! (83) Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. (84) Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. (85) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! (86-87) Fakat (ölen kişi) Allah&"a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. (88-89) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, &" Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden! &" denir. (90-91) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. (92-93) Bir de cehenneme atılma vardır. (94) Şüphesiz bu, kesin gerçektir. (95) Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. } [Vakıa: 83-96]

Hz. Peygamber, Mü’minin kabrinde Meleklerin sorularını cevaplaması hakkında şöyle buyurdu: &" Sema’dan bir münadi; Benim kulum doğru söylemiştir, ona cennetten bir döşek yayınız ve ona cennetten bir kapı açınız, diye seslenir. Bunun üzerine cennetin hoş ve güzel kokuları ona gelir ve gözünün alabildiği kadar bir mesafe kabrinde ona genişlik verilir. &" (Ahmet ve Abu Davud bu hadisi uzunca rivayet etmişlerdir).

Beas (yeniden dirilme) gününe inanmak.

Ölülerin, Sûr’a ikinci üfürüleninde dirilmeleridir. İşte o gün, insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda sünnetsiz, çıplak ve ayakkabısız duracaklar. Yüce Allah buyurdu ki: {İlk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaat olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız. } [Enbiya: 104]

Ve Beas günü sabit bir gerçektir. Bunu Hem Kur’an hem Sünnet hem de Müslümanların birliği kabul ediyor. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz (15) Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. } [Müminun: 15-16]

Hz. Peygamber(sav) şöyle de buyurdu &" İnsanlar kıyamet günü ayakkabısız ve çıplak olarak diriltileceklerdir. &" (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, Ba’s gününün kesin olacağına ittifak etmişlerdir. Bu, bizzat Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Bu hikmetle, Allah bu kâinatı dönüşecek bir yer olarak kurmuştur ve o yerde Peygamberlerin lisanlarıyla tebliğ edilen vahye uyup uymadıklarına göre Allah kullarını ahirette hesaba çekecek.

Allah buyurdu ki: { Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? } [ Müminün: 115 ]

yüce Allah Peygamberine (sav) buyurdu ki: {Kur&"an&"ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir } [Kasas: 85]

Kıyamet gününe işaret eden olaylara ve alametlere iman.

Bu alametler, kıyamet gününden önce olur ve Kıyamet günün yakın olmasına delalet eder. Kıyamet gününün iki kısmı var. Biri küçük (Suğra), diğeri de büyük (Kübra) kıyamettir.

Küçük alametler : Bu alametler, kıyamet gününden çok önce olur ki –genelde uzun sürüyor- ; çoğu olup bitse de tekrarlanabilir. İşte bazı alametler oldu, hala olmakta ve olmaya da devam ediyor. Bazıları ise bugüne kadar hiç olmamıştı ama kesin olacaktır. İşte Hz. Peygamber (sav) anlattığı gibi: Hz. Peygamber’in (sav) gönderilişi ve vefatı, Beytu’l-Makdis (Kudüs)’un fethedilmesi, fitnelerin zuhur etmesi, emanetin gidişi, dine dair ilimlerin kalkmasıyla beraber cehaletin ortaya çıkması, zinanın ve faizin yayılması, meazif (Çalğılı aletlerin) yaygınlaşması, içki tüketiminin artması, koyun çobanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları, gençlerin ihtiyarları işçi olarak çalıştırmaları, depremlerin olması, insanlar birbirini öldürmeleri, insanların yerin dibine geçirilmesi, suretlerin değiştirilmesi, yukarıdan başlarına taş yağdırılması gibi olayların ortaya çıkması, giyinmiş oldukları halde çıplak sayılan kadınların ortaya çıkması, yalan tanıklar çok olması, doğru sözlerin saklanması, vs. başka alametler de Kuran ve hadislerde geçmektedir.

Büyük alametler : Bu alametlerin ortaya çıkması kıyamet gününün yakın olduğuna delalet eder. Bunlar 10 tanedir: Deccal’ın gelmesi, Hz. Meryem oğlu İsa’nın gökten inmesi, Yecüc ve Mecüc’un çıkması, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere 3 yerde insanların yerin dibine batırılması, dumanın çıkması, güneş batıdan doğması, Dabbetu’l-Arz (Yer hayvanlarının) ortaya çıkması, insanları mahşere sürecek ateşin çıkması. Bu alametler sırayla ortaya çıkıyor. Eğer biri ortaya çıkıyorsa, kesin diğeri de peşinde çıkacaktır.

Kıyamet gününün dehşet verici manzaralarına ve olaylarına inanmak. Örnek:

1-Yüksek Dağların darmadağın edilmesi ve onların toz haline getirilip yerle bir edilmesi. {Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.} [Neml: 88]

Yüce Allah şöyle de buyurdu:{dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu} [ Vakıa: 5-6]

Yüce Allah şöyle buyurdu: {Göğün, erimiş maden gibi} [Mearic: 9]

Allah şöyle de buyurdu: {Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: &" Rabbim onları toz edip savuracak. (105) Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır. (106) Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin. } [Taha: 105-107]

2-Denizlerin fışkırılması ve kaynayarak yanması. İşte yeryüzümüzün büyük kısmın kapladığı bu denizler o günde fışkırtılacak. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman} [İnfitar: 3] ,{Denizler kaynatıldığı zaman} [Tekvir:6]

3-insanın bildiği ve alıştığı yer ve göklerin başka bir şekle dönüştürülmesi. İşte insanlar hiç bilmedikleri ve hiç tanımadıkları bir yerde diriltilecekler. {O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah&"ın huzuruna çıkarlar} [İbrahim: 48]

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Kıyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöreği gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir işareti (evi, bağı vs.) olmayacak. &" (Müttefekun Aleyh)

Böylece ahiret günübembeyaz ve işaretsizbir yer olacaktır.

4-İnsanlar güneş ve ayın birleştirilmesi gibi alışılagelmemiş şeyleri görecekler, İşte o zaman, insanlar endişelenir ve telaşlanır. Yüce Allah buyurdu ki: {Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan &" kaçış nereye? &" diyecektir. } [Kıyamet 7-10]

5-Sûr’a üfürülmesi, bu da dünyanın nihayetidir. O gün gelince, Sûr’a üflenir. bu üfleme yer ve gök hayatını bitirecek. {Sûr&"a üflenir ve Allah&"ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür} [Zümmer: 68]

Üflemenin sesi, yıkıcı ve korkunç bir sestir. İnsanlar o sesi duyunca artık ne tavsiyede bulunabilirler, ne de ailesine, yakınlarına dönebilirler {Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. (49) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler} [Yasin: 49-50]

Hz Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Sonra Sûr’a üfürülecektir. Bunu işiten herkes boyun bükecek ve bo¬yun kaldıracaktır. Onu ilk İşiten develerinin havuzunu sıvayan bir adam olacaktır. O adam hemen ölecek ardından sair insanlar da öleceklerdir. &" (Müslim)

6-Allah yarattığı ilk yaratıktan son yaratığa, hepsinin bir yerde (mahşerde) diriltilmeleri. İnsan olsun, cin olsun, hayvanlar olsun, ilk yaratılandan son yaratılana, hepsi o yerde toplanacaktır. Allah buyurdu ki: {Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür} [Hud: 103]

Allah şöyle buyurdu: {De ki: &" Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. &"} [ Vakıa: 49-50]

7-İnsanlar, nasıl ki Allah tarafından ayakkabısız ve çıplak olarak yaratıldıysa yine o şekilde yeniden diriltilecekler. Fakat o an o kadar şiddetli ki hiç kimse başkalarıyla ilgilenmeyecek, birbirine bakmayacaklar. Hz. Aişe dedi ki, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: &" Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız. &" Bu açıklama üzerine sordum ki: &" (Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz? &" Resulullah (sav) (Abese suresinde geçen bir ayetle cevap verdi): &" O gün herkesin kendine yeter derdi vardır &". &" (Buhari)

8-Zulmedilen zulmedenden hakkını alacak. Hayvanlar olsa bile. Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: &" Kıyamet günü hak sahiplerine haklarını mutlaka eda edeceksiniz. Öyle ki kabış (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak. &" (Müslim)

Resülüllah şöyle buyurdular: &" Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı kıyamet (ve hesaplaşmanın olacağı)] gün gelmezden önce daha burada iken helalleşsin. Aksi takdirde o gün, salih bir ameli varsa, o zulmü nisbetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı yoksa,kardeşinin günahından alınır, kendisine yüklenir. &" (Buhari)

9-Güneş insanların başına yaklaşacak. Amellerine göre, ter onlara adeta gem vuracak. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: &" Kıyâmet günü Güneş halka yaklaştırılır da nihâyet insanlara yakınlığı bir mil kadar olur… Güneş onları âdeta eritecek ve amellerinin miktarına göre ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimi topuklarına kadar, kimi dizkapaklarına kadar, kimi beline kadar, kimi de gemlenene kadar tere batacaktır. &" (Müslim)

10-Allah insanları amellerine göre hesaba çekecek. Kitaplar sahiplerinin ellerine geçecektir. Onu ya sağ eliyle ya da sol eliyle alacaklardır. İnsanlar, defterler sahiplerine verilene kadar şaşkınlık ve hayret içinde kalacaklardır. Müminler, amel defterleri sağ ellerine verilince, hiç şaşırmadan, gönül huzuru ile kendilerinin kurtulanlar safından olduklarını anlayacaklar.Kafirler ve Münafıklar ise, onların amel defterleri sol ellerine verilince, açıkça rezil olurlar cünkü, artık cezadan kurtulamayacaklardır. Allah buyurdu ki; {İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: &" Gelin, kitabımı okuyun! (19) Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum. (20) Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. (21) Yüksek bir cennettedir. (22) Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). (23) (Onlara şöyle denir) : &" Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için. (24) Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: &" Keşke kitabım bana verilmeseydi. (25) Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. (26) Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. (27) Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. (28) Saltanatım da yok olup gitti }[Hakka: 19-29]

11-günün dehşeti ve korkusundan dolayı, insanlar kendilerinden başka kimseyi düşünemezler. Yüce Allah şöyle buyurdu: { O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! } [Şuara: 88]

Allah şöyle de buyurdu: {Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün} [Abese: 34]

Ceza ve hesap gününe iman etmek

Kula ameline göre mükâfat verilecek yine ona göre ceza verilecektir. Allah şöyle buyurdu: {Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. (25) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. (26)} [Gaşiye: 25-26]

Allah yine şöyle buyurdu: {Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez} [Enam: 160]

Allah şöyle buyurdu: {Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz} [Enbiya:47]

İbnu Ömer Hazretleri tarafından, Resülüllah (sav) şöyle buyurdu: &" Mü`min Rabbine yaklaştırılır. Öyle ki, (Allah onun) üzerine himayesini indirir ve günahlarını itiraf ettirir. Ona sorar: &" Şu şu günahlarını biliyor musun? &" Mü`min kul, iki kere: &" Evet ey Rabbim, biliyorum! &" der. Rab Teala da: &" Dünyada iken bunları örterek seni teşhir etmemiştim. Bugün de onları senden affediyorum! &" buyurur. Sonra ona hasenat defteri verilir. Amma, kafirlere ve münafıklara gelince, bunlarla ilgili olarak, bütün mahlukatın huzurunda: &" Bunlar Allah namına yalan söylemişler (böylece büyük bir zulümde bulunmuşlardır). Haberiniz olsun! {Allah`ın laneti zalimleredir &" diye nida olunur &" dediğini işittim} [Hud:18] &" (Müttefekun Aleyh)

Resülullah Rabbinden rivayet ettiği hadiste şöyle buyurdu: &" Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah`a kavuşuncaya kadar böyle devam eder. &" (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, hesap ve cezanın ameller üzerinde kesin olarak yapılacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Bu da Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Yüce Allah, kitaplarını indirdi, peygamberlerini gönderdi, kullarının O’na iman ve itaat etmelerini emretti, O’na ve Peygamberlerine iman ve itaat etmeyenleri dolu bir azap ile tehdit etti. Ahirette hesap ve ceza olmazsa abes olur. Allah ise her türlü abes şeyleri yapmaktan münezzehtir. Allah buyurdu ki: {Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız. (6) Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz} [Araf:6-7]

Cennet ve Cehenneme iman etmek:

Hasan el-Basri’ye şöyle denildi: Görüyoruz ki tabiiler sahabilerden daha çok amel ederler. O zaman Sahabiler onları ne ile geçmişlerdir? Hasan el-Basri şöyle cevap verdi: Bunlar (tabiiler) amel ederken dünya onların kalplerindedir, sahabiler ise amel ederken ahiret onların kalplerindedir.

Cennet, kâinata söz edilen ebedi bir maldır. Cennet: (Allah’a ve peygamberine samimi olarak itaat eden müminlere ve ona karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bir Naim yurdudur). Cennetteki nimetler: (Hiçbir gözün görmediği, Hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin kalbinden geçmediği şeylerdir) Yüce Allah şöyle buyurdu:{Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (7) Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah&"tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. (8)} [Beyyine: 7-8]

Allah şöyle buyurdu: {Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez} [Secde: 17]

En büyük nimet cennette Allah’ın yüzüne bakmaktır. Allah şöyle buyurdu: {O gün bir takım yüzler aydındır. (22) Rablerine bakarlar } [kıyame: 22-23]

Allah buyurdu ki: {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır} [Yunus: 26]

&" Hüsna &" nın anlamı cennet, &" Ziyade &" nin anlamı ise Allah’ın yüzüne bakmaktır. Hz. Peygamber (sav) söylediği gibi: &" «Cennetlikler cennete girdiği zaman Allah Tebarake ve Teâlâ hazret-leri: Size daha ziyade bir şey vermemi ister misiniz? diyecek, onlar da sen bizim yüzlerimizi ağırtmadın mı? Bizi cennete koyarak cehennemden kurtarmadın mı? (Bize o yeter) diyecekler. Bunun üzerine Teâlâ hazretleri hicabı kaldıracak, artık onlara Rableri hazretlerine bakmaktan da¬ha makbul bir şey verilmiş olmayacaktır.» Sonra Peygamberimiz şu ayeti okudu: &" {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır }[ Yunus: 26]&" (Müslim)

Cehennem ise, kâfirler, zalimler ve peygamberlere itaat etmeyenler için hazırlanmış bir azap yurdudur. Oradaki azap çeşitleri hiç kimsenin aklına gelemez. Allah buyurdu ki: {Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının} [Al-i-İmran: 131]

Allah şöyle de buyurdu: {Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir} [kehf: 29]

şöyle de buyurdu: {Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. (64) Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. (65) Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, &" Keşke Allah&"a ve Resül&"e itaat edeydik &" diyecekle} [Ahzab: 64-66]

En kolay olan azap, Hz. Peygamber’in (sav) anlattığı gibi: &" Cehennem ehlinden en az azap görenin ayağında ateşten iki ayakkabı vardır, onların sıcaklığından beyinleri kaynar &" (Buhari)

Ahiret gününe imanın meyveleri:

1-İmanın rükünlerinden bir tanesinin gerçekleşmiş olması, çünkü Allah’a iman etmek ancak ahiret gününe iman etmekle gerçekleşir. Ahirete iman, imanın rükünlerinden bir tanesidir. O yüzden Allah, Ahirete iman etmeyenlere karşı savaşmamızı emretmiştir. Allah şöyle buyurdu: {Kendilerine kitap verilenlerden Allah&"a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah&"ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam&"ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın} [Tevbe: 29]

2-Hem dünyada hem de ahirette güven içinde olmak. Allah şöyle buyurdu: {Bilesiniz ki, Allah&"ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de} [Yunus: 62]

3-Allah’ın vadettiği büyük bir mükâfatı kazanmak.{Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) &" Allah&"a ve ahiret gününe inanan ve } [bakara: 62]

Müminlerin annesi olan Hz. Ayşe bir kadına şöyle dedi: Ölümü çokça hatırla ki kalbin yumuşasın.

4-Ahirete iman etmek, hayır yapmaya teşvik ediyor. Allah şöyle buyurdu: {Ey iman edenler! Allah&"a itaat edin. Peygamber&"e itaat edin ve sizden olan ulu&"l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah&"a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir} [Nisa: 59]

Ve şöyle buyurdu: {Allah&"ın mescitlerini, ancak Allah&"a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah&"tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur} [Tevbe: 18]

şöyle de buyurdu: {Andolsun, Allah&"ın Resülünde sizin için; Allah&"a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah&"ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır} [Ahzab: 21]

Ve şöyle de buyurdu: {Andolsun, onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için, Allah&"ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır} [Mümtehine: 6]

Şöyle de buyurdu: {Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah&"a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah&"a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar} [Talak: 2]

Hz. Hasan şöyle dedi: Kim ölümü tanırsa onun için dünyanın musibet ve üzüntüleri kolaylaşır.

5-Ahirete iman etmek, kötülük yapmaktan sakındırıyor. Allah buyurdu ki: {Eğer Allah&"a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah&"ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz} [Bakara: 228]

ve yine şöyle buyurdu: {Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah&"a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir} [Bakara: 232]

Allah şöyle de buyurdu: {Allah&"a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. (44) Ancak Allah&"a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler} [Tevbe: 44-45]

O yüzden, Ahiret gününe iman etmeyen günahlardan kaçınmaz ve onu yapmaktan çekinmez. {Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! (1) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir} [Maun: 1-3]

Kalp, ancak Allah’a ibadet etmekle, O’nu sevmekle ve O’na dönerek tevbe etmekle iyileşir, sıkıntılardan kurtulur, memnun olur, hayattan zevk alır, güzelleşir, huzur bulur ve mutmain olur.

Şeyhü’l-İslam İbni Teymiyye.

6-Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman etmek onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı arzular. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu: {Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]

Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı ister. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu:{Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16 ]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]